1 Eylül 2011 Perşembe

çiş vakti...

01.ağustos.2011

bundan 1 hafta önce..
gece saat 04:30..
kapımda minik bir cüce
-anne çüü mama ( süt demeyi bilmelerine rağmen milupanın mamasına çü mama denir nedense:) )
-aaa Lina senin bezin nerde ?
-oyyda çıkardım...(banyoyu gösterir)
yaklaşık yarım litre çiş lazımlığın içinden bana bakmaktadır:)

benim minicik kızım gece çişi geldi diye uyanmışş ve yapmışş...
ben buna bayılmayım da kim bayılsın :)

14 Ağustos 2011 Pazar

tatilimiz...

yolculuk Akhisar'a doğru...vardıktan sonrası Allah kerim...bir plan yapmadık bu sene tatile dair ne düşünürsek oraya gidicez...benimkilerin keyfine göre...


varır varmaz döktük saçtık etrafı:)



boya bile yaparken çok ciddi bu çocuk...hem şebeklik de üstüne yok hem de ciddiyette...çözemedim karakterini:)



nasıl şaşırdılar tulumbadan suyun çıkmasına...biraz yakalamışım galiba şaşkınlığı:)



verdik elimizi kuşadası...

Bu sene daha rahattı geçen seneye göre .baya laftan anlıyorlar artık.daha az yorulduk geçen seneye göre...oynadılar ,denize girdiler ,kuma bulandılar....


bunun adı huzur değil de ne ??? sorarım size...



bu da mutluluk ve eğlence....



tam 9 sene sonra üniversite yıllarımın can arkadaşımı buluşum...

ve onun canıyla benim canlarımın buluşması :)





ah bu sevda nelere kadiirr...



dondurmayı ilk kez külahta yedi benimkiler...

şaşkın ve mutluydular..

ellerinden alıcam diye akılları gitti :))

sonra yolumuz Şirince'den geçti...

daha öncede gitmiştim ama fotoğraflayamamıştım...

nasip benim bızdıklarla tekrar gelmemeymiş...


kilise bi tuhaf geldi onlara..

hele içindeki kuşlar..

açık kaldı minik ağızları...


Şirincenin dar yollarında bir eski türk filmi artisti;)



meraklı Turşu..."kedi gellll,mama vecemmm"



gidilesi,görülesi bir yer..

huzurlu,sakin ,doğal...



kızım mı hep poz verecek ??*

bu da bendennn:)



Bir tatil dönemi de böyle bitti...

anne artık işinin başına malesef :(


-Anne Apbanka gitcek yarın...Gitsin mi ?

Lina cevap verir

-halııırrr

sonra babamıza döner ve "emne daha çok paya kazann" :))))))

ne güldüm anlatamam...

yaklaşık 1 hafta önce falan demiştim.

annecim söyle babana daha çok para kazansın ben apbanka gitmeyeyimm " demiştim..

unutmamış zilli:)


24 Temmuz 2011 Pazar

tatile 1 hafta kala...

bayılıyorum BELAABER oyun oynamanıza:)


sonu bazen bir ısırıkla bitse bile :(



nerde delik varsa giriliyor bu aralar...



BAMBOO sonrası çöken rehavettt :)




UGU BÖBÜĞÜ pastası ve hemen hemen ayda iki kez yapılan İYİKİİ DOĞDUNNN...




ve günün sonu...genelde ailecek salonda yerde yatıyoruz..sonra herkes yerine...



büyüdü galiba bu koca adam....




anne ata binnnn....


babalar günü için aldığım tişörtleri adını Lina koydu...

BABA GÜNGÜNGÜN....


bu hafta son...tatile çıkıyoruz çok şükür...bu yaz herşeyin daha güzel olacağını umuyorum daha az yorulmacalı ,daha çok oyunlu,daha çok gezmeli ve daha çok uykulu:))))

18 Temmuz 2011 Pazartesi

baya bir aradan sonra...







17.temmuz.2011

sözde herşeylerini anı anına yazacak,geriye dönüp baktığımda "aaa bak bu böyleydi doğruu nasıl da unutmuşum,bak iyi ki yazıya dökmüşüm bunları"diyeceğim günleri görecektim...

Ama şimdi görüyorum ki kayıp oncaa zaman geçmiş ben klavyenin başına geçmeyeli...bu nasıl bir umursamazlık diyebilirsiniz, ama olmuyor..."ben yaparım ben ederim ben başkaları gibi değilim" dedikçe daha da batıyorum çukura:(

umuyorum ki şu kutsal 3 gelene kadar aklım yerinde kalır...
çok zorlanmaya başladım,gücüm yetmemeye, sabrımın sınırları taşmaya ve iyi anne olma yolundan şaşmaya:(
olamıyorum sanki bu aralar...2 yaşında iki tane sendromlu çocuk ve bankacı bir anne...

allahım benim ne günahım vardı yarabbim derken buluyorum kendimi şu son zamanlarda istemsiz bir şekilde...

sinir harbi bitince dönüyoruz yine özümüze...gülücükler,oyunlar,ağzımı açık bırakmalar:)

büyüyor benim minik prematüreler..benden çok şeyler götürerek oluyor ama olsun beee....

ileride yaşayacağımız şeyleri düşünüyorum hep motivasyon için...sık dişini özlem ,az kaldı özlem ,sabır özlem,çocuk onlar özlem ,kendini kaybetme özlem.....bir benmiyim böyle diyorum ve tek çocuğu olan arkadaşlarımdan da aynı şeyleri duyunca şükürler olsun ki değilim diye ohh çekiyorumm...

neyse yazmadım yazmadım bunalıma sokmayım uzun aradan sonraki ilk yazımda sizi:) gelelim benimkilere...ne mi yapıyorlarr ? ne siz sorun ne ben söyleyeyim:)

yarım yamalaktan hallice konuşmalar...

yavaş yavaş çiş yapmalar...

parka parka diye tutturmalar...(ki uyu öyle gitcez diyorum mesela ,uyanınca ilk denen şey "parka ?"

kengiiiii,kengiiiii bu kelimeden fenalık gelse de....güvenlerinin bu kadar erken başlamasına da sevinmiyor değilim ;) (ne mi demek? kendim yicem,kendim yapcam,kendim giycem,kendim uyucam,kendim yıkancam,kendim sıçcam...ne varsa bilumum kengiileriii:) ha bir de bu kenngileri lütfen 2 ile çarpın:)

aslında çok zaman geçmiş hangi birinin hangi özelliğini anlatsam ki size...en iyisimi boşverinn ben size bir iki foto ekleyeyimm:) (yazmaya yazmaya unutmuşum fotolar tepeye yüklendi idare edin artık :)

(bu arada Ege'mi merak eden varsa iyi maşallah kuzucumm,kilo alamamak dışında kalbimizle ilgili çok şükür ki bir problemimz olmadı.. )
görüşücez bundan sonra sık sık...

21 Kasım 2010 Pazar

2 yaş sendromu

21 kasım 2010
Allahım kızıma noldu? içine şeytan girmiş gibi davranıyor :(
Hiç bir şey yok ortada,bebeğine mama yediriyor...Sonra bi anda ne oluyorsa herşeyi istemeye,kucağıma tırmanmaya,bağırmaya ve şişinceye kadar ağlamaya başlıyor...
İnanamıyorum benim uslu,kibirli,uysal kızım bu olamaz...
Bir bu eksikti.2 yaş sendromu.
Lütfen hiç de olmaması gereken bir zaman şu aralar.Sinirlerim inanılmaz gergin ve her an iflas edebilirim...
Bu olaylar serisinin kahramanı (Çaki Lina ) son 4-5 gündür bunu yapmakta ve beni kalp krizi geçirtecek kadar çarpıntıya sokmakta.
Sağlıklı düşünemiyorum şu aralar,Zira yaşadıklarım (anlattıklarım ve anlatamadıklarım )kolay şeylar değil şu son 2 yıldır.Ve ben sanırım bu sendromu tek başıma yenemiyeceğim :(
Güçlü özlem'in yerinde yeller esiyor.
Bakalım bunun üstesinden nasıl gelicek süper anne :) ve galiba bu defa profesyonel bir destek şart...Buraya kadarmış yani benim şarj...

12 Kasım 2010 Cuma

minik kalbimiz tamir oldu

12.kasım.2010
tarih 3 kasım...yüklendik yine eşyalarımızı yol aldık hastaneye doğru...saat akşamüzeri 4 suları.Karnım ağrıyor,başım ağrıyor,midem bulanıyor,korkuyorum,ağlıyorum...
Ege daha arabaya biner binmez anlamış gibi bişeylerin olacağını bastı feryadı...Canım yavrum,herşey senin sağlığın için...
501 nolu odamıza anca saat 7 gibi yerleştik.Doktor muayenemizi yaptı Ege'nin feryatları arasında.Herşey normal ameliyat yarın gerçekleşecek...saat 03.00'ten sonra beslemeyelim dediler...bu defa kaçış yok...
O gece odamızın suit oda olmasının da avantajıyla ege pek ortamın hastane olduğunun farkında olmadan teyzeleriyle (sevda ,seda) oyunlar oynadı zıplaya zıplaya..Gözümü hiç ayıramadım yavrumdan gece boyunca...Kıyamıyordum...nasıl olacaktı? canını yakacaklardı ! sonu ne olacak?
doktorların dediği %5 lik yaşamama riski benim beynimi yiyor ve % 95 gibi hissetmeme neden oluyordu ...Allahım yardım et lütfen diye diye dua etmekten başka çaremiz yoktu malesef.
bu ameliyatı olmak zorundaydı,aksi taktirde 7-8 yaşlarında kalp yetmezliği yaşayıp kriz geçirme olasılığı çok yüksekti.
Saat 22:30 da Ege 'yi aramıza alıp yatağımıza yattık.Hayatımın en huzursuz ,en uykusuz gecesi...oğlum koynumda ve ben hüngür hüngür delicesine ağlıyorum...Sürekli dua ediyorum allahıma."Nolur yarabbim sen onu bize bağışla,sen oğlumu Linasına bağışla" İnanırmısınız ne kadar dua ettiğimi bile hatırlamıyorum,hepsi birbirine karışacak kadar çok...
şu an yazarken bile boğazımda koskoca bir yumruk var...allahım kimseyi evladıyla sınamasın...Çok zor.
Saat 02:30 da son beslememizi yaptık, 180 cc mama yedi yavrum.yemese bir daha beslemem yasak.6 saat açlık gerekiyor çünkü.Allah yardım etti ve oğlum açlık hissetmeyecek kadar ve rahat bir uyku çekecek kadar doyurdu karnını...
benim huzursuzluğum saatler geçtikçe kat be kat artıyor...ağlaya ağlaya sızmışım bir ara..uyanıyorum saat 06:00 da.hala uyuyor meleğim mışıl mışıl.Oturdum başına ve başladım gene duaya...ta ki hemşire gelip de "uyandıralım vakit geldi "diye kadar...
saat 08:50 de ameliyat kıyafetleri geldi ve içmesi için anestezik şurup...daha gözünü açıp uyku sersemliği bile gitmeden zehir gibi acı şurubu içirdim çocuğuma.Gözleri kaymaya başladı yavaş yavaş.Gözlerime dikti o kara gözlerini..Ölücem resmen.Bu nasıl bir acı...
Kıyafetlerini giydirdik,ayılı ameliyat elbisesi...kucağıma aldım ve indik 4.kattaki ameliyathaneye.09:15 de Canım'ı teslim ettim.Kalbim yanıyor cayır cayır...Ağlatmayın oğlumu...
sonra o bitmek bilmeyen saatler....
sanki 3 saat geçmiş gibi hissediyorum ama bakıyorum ki henüz geçen sadece 5 dk...
Ömrümden 3 yıl götürmüştür herhalde beklediğimiz o saatler...
tam 4.5 saat...
bir ömür gibi...
odamızın telefonu çalıyor... O vakte kadar ağlamamak için kendini tutan Emre hüngür hüngür ağlamaya başlıyor.BİTMİŞ...Saat 13.25.Başarılı bir operasyon olmuş çok şükür.Yoğun bakıma alınmış..canım yavrum başardın annecim..hayattaki en zorlu sınavın bu olsun ve başka keder göstermesin Allahım.
O gece sağolsunlar yoğun bakıma gizlice aldılar beni yavrumu göreyim diye.Yorulmuş.Bir sürü hortum,tüp...Solunum cihazına bağlı ama herşey iyi gidiyormuş,tüm değerler normal.
2.5 gün kaldı Ege yoğun bakımda.güçlü oğlum kısa bir sürede atlattı o dönemi...
Ve işte ilk dakikalar...
küsmüş bize...Normalmiş...Yüzümüze bakmıyor,bakınca da manalı manalı bakıp çeviriveriyor hemen.ilk gece ve ertesi gün öğlene kadar böyle devam etti.
kolay değil tabi,bırakıp gittik mi sanmıştı onu ?gözünü açtığında neredeyim ben demişmiydi ?bu insanlar da kim ? annem nerde ?


hızlı bir şekilde toparlandı kendine geldi benin minik dev'im..

mamaları yedikçe iyileşme hız kazandı...

Ve barıştı kuzucuk bizimle:)


Baby tv 'den allah razı olsun.tanıdık yüzler rahatlattı kuzumu çok...
Guri,Pop ve pizz,büyükbaba,yoyo...


iyi ki almışız bu kalemleri...Baya bir havasını dağıttı onlarla...

Bunlar da Ege'min yoğun bakım arkadaşları...
Mustafa abi karşı komşusu.sürekli ege'yi izledim diyor.Eli kolu durmamış orda bile,ona bağlı makinaların vanalarını keşfetmiş,onları kapatıyormuş sıpa :) hemşire uyarmış diğer hemşireleri...Ege'ye dikkat vanaları kapatıyor :) Mustafa abisi el sallamış ona karşıdan karşıdan..
Baran ,Nilsu,selen....
ve diğerleri...
Allahım acil şifalar hepsine ...
serviste gezmeler olmazsa olmazlar arasında.Çünkü iyileşmenin hızlı olabilmesi için hareket ve gezme şart...

çıkmaya yakın,baya toparlandı canım...


Nereye gittiğini bilmediği Egeyi görünce etkilendiği her halinden belli olan Lina...
çok özlemiş kardeşini,ayakkabılarını falan giymiş "ede,ede "diye diye...
yemek yememiş ve hatta onu da doktora getirdik ağzında bir sürü şey çıkmış,Doktorun dediği ise beklenen şey "Stres"
Çok şükür biticek artık...
09 kasım Doktorumuz odamıza geldi ve "eve gidiş"biletimizi kesti :)
Tayyar Sarıoğlu ve ekibine çok çok teşekürler...Oğlumun minicik kalbini tamir ettiği ve onu Allahtan sonra emanet ettiğim kişi olarak kuzumu bize bağışladığı için binlerce kez teşekkür...
Allahım böyle kutsal görevleri olan kişilere uzun ömürler versin inşallah...
Ve saat 19:00 civarı evimizdeydik :) Hastanede yürümekten korkan ege Linasını görünce koşmaya başladı ya ömre bedeldi...
canım oğlum,aşkım aferin sana...
seni çok seviyorum...

20 Ekim 2010 Çarşamba











20 ekim 2010

ve işte korkuyla beklediğimiz gün geldi çattı...tarih 18 ekim..hastaneye gidicez...
fakat akşam bağıra bağıra oyunlar oynayan "hopppaaa,hopppaaa" diye koca koca adımlarla linayla yürüyüş yapan ege sabah ateşler içinde...şaka gibi... ne kadar zamandır hasta olmayan ege,tam da olmaması gereken bir zamanda ateşleniyor?? hayırlısı artık diyoruz...bi gidelim de...
saat 15:30 da valizimizi alıp,linaya görünmeden evden çıktık.sabah akşam dilinden düşürmediği egeden ilk ayrı kalışı olucaktı linanın...hissetmişmiydi acaba ??
gergin bir şekilde hastaneye geldik,zaten içimizde bir korku var bide egiş böyle ateşlenince iyice kötü olduk...zira doktorlar hep demişti,
-amannn ateşlenmesin,üşütmesin vs vs
802 nolu odanın kapısından içeri girdiğimiz anda Ege çığlıklarla ağlamaya başladı...Ve tabii bizde...biraz avuttuk biraz tv açtık ama ne fayda ege hiç içerde durmak istemiyordu.sürekli hole çıkmak istiyor orda da asansörü gösterip el sallıyordu hastaneye...Yani kısacası gitmek istedi yavrum evine ...
sonra doktorlar geldi ,hemşireler geldi,saturasyonu ölçüldü,ateşi ölçüldü...ama hep bağıra çağıra...her hemşireyi gördüğünde başladı yavrum ağlamaya...canını acıtsa da acıtmasa da...
ateş bi türlü düşmek bilmedi gece boyunca takip edicez,yarın sabah karar vericez operasyonun olup olmayacağına dendi...tekrar kan alındı tekrar idrar testi yapıldı ve her biri egeyi bi kademe daha korkuttu...hele ki yoğun bakım odasına kan vermeye giderkenki hali bizim için tam bir yıkım oldu...tanımadığı bir adamın kollarına verdik ve gitti...

sağolsun arkadaşlarım,dostalarım,canlarım bizi hastane de ilk günümüzde yanlız bırakmadılar...Ege onlar sayesinde avundu,oynadı ,o tedirgin hali biraz olsun yumuşadı...ve gecenin sonunda kucağımda sızdı...
hayatımın en uzun gecesiydi 18'i 19'a bağlayan bu gece...bütün ne dua biliyorsam okudum,okudum,okudum...
yavrum inledi ateşler içinde...hayırlısı neyse o olsun dedim hep..bu halde olmasın zaten hazırlamış da olsak kendimizi dedim dedim ve sabahı ettik...
ve sebebi ne olduğu hala bilinemeyen ateş hala vardı sabah uyandığımızda...dolayısıyla bu halde yapılamayacağı için ameliyat ileri bi tarihi ertelendi...
herşeyde bir hayır vardır diye düşünmüşümdür hep,herşey başka birşeyin olmasına sebeptir...
buymuş hayırlısı demek ki...
bizim için de bir deneyim olmuş oldu daha bir dayanıklı oluruz artık bu yaşananlardan sonra..
bizden dualarını esirgemeyen herkese binlerce kere teşekkürler...
bir arkadaşım bugün mesaj atmış ve demiş ki "bizim dualarımız bittiğinde bebeklerin omuzlarındaki melekler devam ederlermiş dua etmeye,biz tekrar başlayana kadar..."
Teşekkür ederim herkese...